tuba's profileBÜYÜK UYANIŞPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    December 18

    :)

    y1puxBg6WI1X72Hjqakj0A1TAf-OmKTxnyFWG1cLVg5mwAr-jUKoFhRKI7kW32_s4RDNy2grWzQ_Rwrbayrami BAYRAMINIZ HAYIRLARA VESİLE OLSUN
    December 08

    KISSADAN HİSSE

    Zamanın birinde; adamın biri, kasabanın tam ortasına bir “çeşme” yaptırmış... Üzerindeki mermere de şöyle bir yazı yazdırmış: “Bu çeşmeden herkes su içebilir, ama Müslümanlar asla!” Müslümanlar şaşırmış... Çünkü, “çeşme”yi yaptıran bir “Müslüman”, ama o yazıyı yazdıran da aynı Müslüman!

    Çıkmış biri Kadı Efendi’nin huzuruna ve şikâyet etmiş adamı... Kadı hazretleri, ertesi gün yaka-paça getirtmiş adamı: “Be adam, bu ne densizliktir!”
    Adam, “O yazıyı yazdırmamın bir sebebi var” demiş ve “hikmet”in anlaşılabilmesi için, kendisine “tutuklama yetkisi” verilmesini istemiş. Hikaye bu ya... Kadı da merak etmiş, işin nereye varacağını... Ve, istenen “yetki”yi vermiş.

    Adam, dönmüş kasabaya... Aldığı yetkiye dayanarak, önce kasabadaki Haham’ı tutuklamış!... Bütün Yahudiler ayağa kalkmış... Gürültü-patırtı, tepki, protesto derken, varmışlar Kadı Efendi’nin huzuruna: “Haham’ımızı isteriz!” Haber salmış Kadı Efendi kasabaya... Haham "serbest" bırakılmış. Birkaç gün sonra, bu defa kilisenin “Papaz”ını tutuklamış çeşmeyi yaptıran adam. Bu defa Hıristiyanlar ayaklanmış... Doğruca Kadı Efendi’nin huzuruna: “Papazımızı isteriz!”

    Uzatmayalım... O da "serbest" bırakılmış. Çeşmeyi yaptıran adam, bu defa kasabanın tek “imam”ını tutuklayıp, atmış zindana. Bir gün geçmiş, iki gün geçmiş, üç gün geçmiş.... Ne bağıran var, ne çağıran!... Kadı Efendi beklemede... Ne gelen var, ne giden!... Dayanamamış, kendi düşmüş yollara... Gelmiş kasabaya. Gelirken de, karşısına çıkan kasabalılara sormuş: “Sizin bir imamınız vardı, duydum ki tutuklanmış, acaba suçu neydi?”
    Dudak bükmüş kasabalı: “Devlet tutuklamışsa, vardır bir sebebi!... Zaten, son günlerde ileri-geri lâflar ediyordu... Çeksin cezasını zindanda!!!”

    Kadı Efendi, aldığı bu cevaplardan sonra, gitmiş “çeşmeyi yaptıran adam”a... Kucaklamış onu: “Haklıymışsın!... İmamlarına bile sahip çıkmayan insanların, o çeşmeden su içmeye hakları olamaz!... O yazı, bir ibret levhası olarak kalsın çeşmenin üzerinde!”

     

    Yusufiye

    HAKKIMIZDA NEYİN HAYIRLI OLDUĞUNU ANCAK ALLAH BİLİR

    Hakkımızda belki bu hayırlıdır
    Çölde, yaşayan bir bedevinin bir horozu, bir köpeği ve bir de merkebi vardı. Horoz, sabahları öter, onları namaza uyandırırdı. Bir gün tilki horozu alıp götürdü. Çoluk çocuğu üzüldü. Bedevi, hakkımızda belki bu hayırlıdır diyerek onları teselli etti. Bir kurt, yüklerini taşıyan merkebini parçaladı. Bedevi, üzülen çoluk çocuğunu yine, belki hakkımızda hayırlısı budur diyerek teselli etti. Bir müddet sonra kendilerine bekçilik eden köpekleri de öldü. Bedevi yine ailesini teselli etti.

    Bir sabah gördüler ki, ilerideki birkaç çadırda yaşayanlar, esir alınarak götürülmüş. Hayvanlarının sesleri, merkep anırması, horoz ötmesi ve köpek havlaması çadırda yaşayanları ele vermiş. Bedevinin hayvanları olmadığı için onların varlığından haberdar olamamışlar.